G-20 ve Türkiye’nin Yaklaşan Dönem Başkanlığı Perspektifi

Yusuf Işık

16/03/2015

Onbeş yıl önce 1999’da oluşturulan ve ilk aşamalarında dünya ekonomisinin öne çıkan belirli konularını maliye bakanları ve merkez bankası başkanları düzeyinde ele alıp daha çok teknik ağırlıklı çözümler üzerine ortak çalışmalar yaparak yola çıkan G-20 olgusu ve süreci 2008 yılından itibaren yeni ve farklı bir önem kazandı. Dünyadaki ekonomik kriz ya da büyük durgunluk ivedi olarak sıkı bir işbirliği ve yer yer eşgüdümü gerektiriyordu. Küreselleşmenin hızla arttığı bir dünya ekonomisinde krizden bu tür bir işbirliği olmaksızın çıkılmasının mümkün olmadığı ortaya çıkmıştı. Bu nedenle 2008’de Washington’da G 20, devlet ya da hükümet başkanları düzeyinde toplandı ve ondan sonra da her yıl zirve düzeyinde toplanılması kararlaştırıldı. 2009 Londra zirvesinde ise daha kapsamlı kararlar alındı. Bu zirve dünya ekonomi tarihinde önemli bir yer tutacaktır. Çünkü bu zirvede G 20 ülkelerinin kamu kesimlerinin büyük kaynakları seferber etmesi, harcaması ve böylece finansal kaynaklı kriz nedeniyle pek çok büyük gelişmiş ülke ekonomisinde de dahil olmak üzere, kaynakların kurumasının yarattığı büyük tahribatı sınırlaması kararı işbirliği içinde alındı. Çok yaklaşık bir hesapla, 2009 zirvesinin ardından, şirket kurtarmadan ek kamu harcamalarına ve kredi olanaklarına kadar çeşitli yollardan sağlanan kaynaklar ilk aşamada 5 Trilyon doları aştı. Aynı zamanda dünya finansal sisteminin ve ekonomisinin bu tür krizlerle karşılaşmamasına yönelik önlemler ele alındı. Bu konuda reform çalışmalarının başlatılması kararlaştırıldı. Bu süreçte giderek Basel III gibi düzenlemelerin önemi arttı. Uluslararası finans kuruluşlarının işlevlerinin etkinleştirilmesi, güvence ve kaynak sağlayıcı rollerinin artırılması, yönetimlerine katılım profilinin iyileştirilmesi gibi reformlar gündeme geldi. G-20’nin kapsadığı konular yelpazesi genişletildi...

Devamı için:

G-20 ve Türkiye’nin Yaklaşan Dönem Başkanlığı Perspektifi

Yusuf Işık, iktisatçı