G20 Dönem Başkanı Türkiye - 1

Sarp Kalkan

TEPAV

05/09/2014

G20’nin yeni ev sahibi: Türkiye

G20’nin kökenleri 1970’lerin ortalarına, G7’nin kuruluş yıllarına kadar uzanıyor. O dönemde yeni çöken Bretton Woods sistemi ve yükselen gıda ile petrol fiyatları, dünyanın en gelişmiş 7 ekonomisi olan ABD, İngiltere, Kanada, Fransa, İtalya, Almanya ve Japonya’nın küresel ekonomiyi tartışmak üzere bir araya gelmesine vesile olmuştu.

G7’nin yapısı uzun süre değişmedi, ta ki 1996’da Rusya gruba dâhil olup G7’yi G8’e dönüştürene kadar. Ancak 90’lar küresel ekonomi açısından hareketli yıllardı. Latin Amerika ve Doğu Asya’nın gelişmekte olan ekonomileri krizlerle sarsıldı. Fakat ateş düştüğü yeri yakmakla kalmadı, tüm küresel sistem bu ekonomik krizlerin etkilerini derinden hissetti. Bu noktada G8, küresel ekonomiyi tartıştıkları platformu, gelişmekte olan ülkeleri de kapsayacak şekilde genişletme kararı aldı. Böylece 1999 yılında dünyanın gelişmiş 19 ekonomisi ve Avrupa Birliği’nin Ekonomi Bakanları ile Merkez Bankası Başkanları, küresel finansal sistemin geleceği için ortak adımlar atmak üzere aynı çatı altında buluştu ve G20 doğdu. Bugün G20 üyeleri, küresel üretimin %85’ine sahip durumda. Dünya genelinde toplam ticaretin %75’ini gerçekleştirmekte ve dünya nüfusunun 2/3’ünü kapsamakta.

2008’de başlayan ve hala etkilerini gördüğümüz küresel kriz ise G20’nin bugünkü halini almasını sağladı. 2008’de Ekonomi Bakanları ve Merkez Bankası Başkanlarının yanı sıra, devlet başkanlarının da ayrı bir zirvede küresel ekonomiyi tartışarak çözüm üretmeye çalışmaları G20’nin küresel ekonomiye dair en üst düzeyde bir istişare platformu haline geleceğinin resmen ilanı oldu.

Krize çözüm bulmak için başta yılda 2 defa, 2011’den itibaren ise her yıl 1 kez karar alıcıların buluştuğu G20, her ne kadar aldığı kararlara ilişkin yaptırım gücünden yoksun olsa da, uluslararası ekonomik işbirliğinin somutlaştığı ve küresel ekonomi politikalarının üretildiği ana mekanizmaların başında geliyor.


Tablo 1- 2008’den bu yana G20 Zirvesine ev sahipliği yapan ülkeler

Türkiye için neden önemli ve Türkiye nasıl fark yaratır konusuna başka bir yazıda girelim. Ama Türkiye’nin dönem başkanlığı G20’nin bundan sonraki yol haritası için oldukça önemli olacak. Çünkü G20’ye ilişkin eleştiriler son yıllarda giderek artıyor. Küresel ekonominin sorunlarına çözüm üretemediği ve ciddi bir liderlik eksikliği olduğu söyleniyor. Aslında bu tür eleştiriler G20’ye biraz haksızlık ediyor. Yukarıda da bahsettiğim gibi aslen bir kriz önleme ve yangın söndürme mekanizması olan G20’nin “kriz sonrası dönem yönetimi” için biraz zamana ihtiyacı var. Uluslararası finansal sorunlar dışındaki konulara nasıl yaklaşması gerektiğini de belirlemesi gerekiyor.

İşte bu bakış açısıyla Türkiye’nin dönem başkanlığı oldukça önemli bir zamana denk geliyor. Çünkü, 2015 büyük ihtimalle G20’nin rüştünü ispat etmesi gereken bir yıl olacak. ABD Merkez Bankası FED’in 1 yıla yaklaşan paspaslama (tapering) operasyonu sonrasında gelecek yıl parasal sıkılaşmaya gitmesi bekleniyor. Çin başta olmak üzere hemen hemen tüm yükselen piyasalarda durgunluğun veya daha yavaş büyümenin ayak sesleri duyuluyor. ABD’deki parasal sıkılaşmanın bu ülkeler üzerindeki yıkıcı etkisi IMF’nin Spillovers raporunda açıkça ortaya konmuş durumda. İlginçtir ki bunların yaşanacağı yılda G20 toplantıları bir yükselen piyasa ekonomisi olan Türkiye’de gerçekleşecek.

Bakalım, G20 yükselen piyasaların sorunlarına da gelişmiş ülkelerin sorunlarına olduğu kadar hassas olacak mı? Bakalım, Türkiye ev sahibi ülke olarak yükselen piyasaların sorunlarının gündemde yer almasını sağlayabilecek mi?

* Sarp Kalkan, TEPAV Analisti - B20 Sherpası