ABD, Irak'ta Yaptığını G20'de Yapmamalı

Güven Sak, Dr.

TEPAV

13/11/2010

'Fon akımları ulusal iktisat politikası hedeflerini zorlaştırmaktadır.Bu, dün de böyleydi bugün de böyle.'

Kriz, dünün heterodoks önlem önerilerini iktisadi ortodoksinin parçası haline getirmeye başladı. Sıra dışı olan normal oldu: "Kantarma zapteylemez oldu beygiri". Zaman yeni önlem alma zamanıdır. Yeni normal, şimdilik, bizim gibi ülkeler için fon akımına engel getirmektir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) evvelki günkü kararı da bu 'yeni normal'le uyumludur. Banka doğru olanı yapmaktadır. G20'deki tartışmaları izleyenleri aşağıya beklerim, efendim.

Dolar kaybedecek

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ekonomisi dünyanın en büyük ekonomisidir. Dün size 14 trilyon dolarlık açık ara birinciliğini yazdım. ABD ekonomisi krizden tempolu bir biçimde çıkabilmiş değildir. O krizden çıkamazsa, dünya ekonomisinin de hızlı toparlanması zordur. ABD ekonomisi hepimizin derdidir. Bu durum, Amerikan yönetimini, 600 milyar dolarlık yeni bir destekleme paketi hazırlamaya itmiştir. Yapılmaya çalışılan banka, hane halkı ve yabancı yatırımcı portföylerindeki devlet iç borçlanma senetlerinin 600 milyar dolarlık bölümünün ABD Merkez Bankası (FED) portföyüne aktarılmasıdır. Amaç, yaratılan likidite ile iç talebin canlandırılmasıdır. Bu durumda bankalar, gidip tüketici kredilerini arttırabilirler. Böylece ülkede azalan kredi hacmi yeniden toparlanmaya başlayabilir. Buradaki varsayım tüketicilerin ve mesela küçük ve orta boy işletmelerin kredi arzındaki problem nedeniyle likiditeye ulaşamadıkları varsayımıdır. Tartışılabilir.

Bu önlemin iç talep açısından işe yaramayacağını düşünenler, bu yolla ABD dışına doğru fon akımlarının hızlanacağını düşünmektedirler. Amerikan DİBS'inden çıkanlar, FED operasyonuyla Amerika'da getiriler daha da azalacağı için daha hızlı bir biçimde başka ülkelerin DİBS'lerine yöneleceklerdir. Sonuçta dolar talebi azalıp, başka ülke paralarına olan talep artınca, dolar değer kaybedecektir. Amerikan politikası deklare edilmiş hedefi açısından başarısızlığa uğrayacak, tek sonuç doların değer kaybetmesi olacaktır. Bu konuyla ilgili en iyi anekdodu evvelki gün Süreyya Serdengeçti'den dinledim. TEPAV'da konu üzerine sohbet ediyorduk.

Senelerden 1998. Yer Tokyo'da Japon Merkez Bankası. Serdengeçti, bir heyetle Japon Merkez Bankası'nı ziyaret ediyor. Başkan'ın önünde bilgisayar ekranı açık, gözünü oradan ayırmıyor. Dönem Japon ekonomisinin uzatmalı depresyon dönemi. Başkan gözünü ekrandan ayırmadan anlatmaya başlıyor. "Amerika Birleşik devletleri piyasasının açılmasını bekliyorum" diyor, "Daha dün, iç talep canlansın diye piyasaya yeniden likidite verdik, ne kadarı bu sabah ABD piyasasına gidecek diye merak ediyorum." Bence bu anekdot, içinde bulunduğumuz dönemi ve ortadaki iktisat politikası tartışmalarını gayet güzel özetliyor.

Hedefler zorlaşıyor

Fon akımları, ulusal iktisat politikası hedeflerini zorlaştırmaktadır. Bu dün de böyleydi. Ama dün ulusal iktisat politikası hedefi Amerikan ekonomisi ile alakalı değildi. Bugün öyledir. Öyle olunca da G20 platformundaki politika koordinasyonu temel mesele olmaktadır. Kantarma beygiri zaptetmekte yetersiz kalınca, sermaye kontrolleri günün konusu olmaktadır.

Peki, sorun nerededir? Sorun şudur: ABD neden o tedbiri almadan önce, konuyu G20 gündemine getirip, istişare etmemiştir? Sorun Irak'ta olduğundan daha fazla hepimizin sorunudur. Neden tek taraflı davranmıştır? Mesele bana kalırsa budur. Irak'ta olandan da farklı değildir. G20 politika koordinasyon birimi haline dönüşemezse, daha çok çekeceğimiz vardır.