G-20 Ülkelerinin Keyfi Politikalar Uygulaması Artık Kolay Değil

Hasan Ersel, Dr.

TEPAV

12/09/2009

G-20 üyesi olup kendi keyfince politikalar uygulamaya kalkışmak artık pek kolay olmayacak. Bu durumun yaşama geçmesi, Türkiye'nin IMF ile anlaşma yapsa da yapmasa da iktisat politikasının sıkı bir dış gözetim ve denetime tabi olacağı anlamına geliyor.

24-25 Eylül 2009'da ABD'nin Pittsburgh şehrinde, aslında "G-7 ve davetlileri" olarak anılması gereken G-20 toplantısı yapıldı. Bunun arkasından da 6-7 Ekim 2009'da İstanbul'da IMF, Dünya Bankası ve Uluslararası Finans Enstitüsü'nün yıllık toplantıları oldu. Bu toplantıda alınan kararlar ilişkili. Çünkü, G-7 ülkeleri "davetlileri ile birlikte", kendi kendilerine, IMF'nin patronluğuna oturma hakkını kendilerinde gördüler ve ona stratejisinin ne olması gerektiğini tebliğ edebileceklerine karar verdiler. Tabii, bu durumun IMF'nin şimdiki statüsüne oranla bir ilerleme olduğu, hiç olmazsa G-7'lerin davetlilerinin gönlünün alındığı düşünülebilir. Ama resmi bir kimliği olmayan bir topluluğun ortaya çıkıp, kendisini bir resmi uluslararası kuruluşun stratejisini çizmede yetkili ilan etmesi de biraz bir garip durum doğrusu! G-7'nin davetlisi olmayan bir ülke vatandaşları ne düşünürler acaba? Örneğin bir Mısırlı ya da Pakistanlı! Bu garip durumun, IMF'nin statüsü değiştirilerek çözüleceğini varsayarak alınan kararlara geçelim.

Devamı»





Krize Çözüm Arayışları Birlikten Geçiyor

Hasan Ersel, Dr.

TEPAV

19/10/2009

Pittsburgh'daki G-20 toplantısı ve onu izleyen İstanbul'daki IMF toplantısında alınan kararlar, önümüzde yıllar ile ölçülen bir süre gündemde kalacak ve yoğun tartışmalara konu olacak gibi.

2008'de başlayan ve hepimizi daha epeyce rahatsız edeceği anlaşılan küresel krizin bazı konularda küresel düzeyde önlemler alınması gereğinin anlaşılmasına katkıda bulunduğu söylenebilir. Tabii, bir anlamda, apaçık olan bu sonuca neden bu kadar geç ulaştığımız da ayrı bir soru. Bir de olayın anlaşılmasıyla çözüm bulunmasının özdeş olmadığına dikkat etmek gerek. Çözüm, ister istemez, ileride gerçekleşmesi umulan yarar için bugün birilerine (kişiler, şirketler ya da ülkeler) az ya da çok yük getirecek. Bunu da ilgililere kabul ettirmek o kadar kolay değil. Onun için Pittsburgh'daki G-20 toplantısı ve onu izleyen İstanbul'daki IMF toplantısında alınan kararlar, önümüzde yıllar ile ölçülen bir süre gündemde kalacak ve yoğun tartışmalara konu olacak gibi.

Devamı»



Türkiye G-20'de Neden Daha Aktif Değildir

Güven Sak, Dr.

TEPAV

29/09/2009

Türkiye G-20'de neden daha aktif değildir

Türkiye'nin G-20 içinde yer alıyor olması önemlidir. Bir adım daha gidelim: Türkiye'nin bu günlerde G-20 içinde yer alıyor olması önemlidir. Dünyamızda iş yapma biçimi 2008 krizi ile birlikte bu günlerde değişmektedir. Bu çerçevede, G-20, yeni küresel iktisadi yapılanmanın mimarisinin şekilleneceği bir platforma dönüşme eğilimindedir. Pittsburgh toplantısında, ileriye yönelik iktisat politikası koordinasyonu konusundaki kararlara bu çerçevede bakılmalıdır. G-20'ye dahil olmak demek, bu çerçeveden bakıldığında, yeni küresel düzenin biçimlenme sürecinde etkili olabilme imkânıdır. Ancak Türkiye aktif bir G-20 üyesi ülke görünümünde değildir. En azından şimdilik değildir. Peki, neden bu böyledir? Bugünkü sohbetin konusu tam da budur. Merak edenleri aşağıya bekleriz efendim. Sorudan başlayalım: Türkiye G-20'de neden daha aktif değildir? Neden şimdiye kadar pasif bir görünüm sergilemektedir?

Devamı»




G-20 ve Türkiye

Hasan Ersel, Dr.

TEPAV

25/09/2009

G-20 toplantısına ilgi çekmeye yönelik çabalar yoğun. Özellikle de ABD'de. G-20 toplantısında hangi kararların alınacağı ya da alınması gerektiği konusunda kafa yoran, kalem oynatanların sayısı epeyce fazla. Ancak olayın ilginç bir yönü daha var: G-20'nin resmi hiçbir kimliği yok. Özüne bakarsanız, bazı ülkeler, kendi aralarında dünyanın ekonomik sorunlarını görüşüp tartışmakta yarar görmüşler. Onu yapıyorlar. Olup biten bu. Aslında G-20 adı bile pek doğru değil. "G-20 küsur" demek gerek. Çünkü bu grubun üyeleri 19 ülke, Avrupa Birliği ve bazı uluslararası kuruluşların yöneticileri. Peki kim seçmiş bu üyeleri; özellikle de ülkeleri? 1999'da G-7 toplantısında kararlaştırılmış. Ölçüt dünya ekonomisinde GSYH ile ölçüldüğünde en büyük ağırlık taşıyan 31 ülkeden birisi olmak. Bu durumda akla bu 31 ülkenin çağrılacağı geliyor. Ama öyle değil. Aralarından bazıları seçilmiş: Örneğin Türkiye G-20 üyesi ama İsviçre değil. Ya da Arjantin üye fakat Tayvan değil. Neden?

Devamı»




IMF'nin Son Kararlarla Artan Gücü Türkiye ile Görüşmelere de Yansır

Hasan Ersel, Dr.

TEPAV

06/04/2009

G-20 bildirgesindeki en önemli hamle IMF'ye dair alınan kararlar. Bildirge, her şeyden önce, IMF'yi ön plana çıkarıp itibarını güçlendirmeyi hedefliyor. İkinci olarak bu itibarın işe yarayabilmesi için gerekli mali destek verileceği sözü de yer alıyor. G-20 toplantısı başarıya gereksinimi olan herkesi memnun etti. Tabii başarı ölçütü herkes için farklıydı. Kimileri için bu toplantıya katılmış olmak başarıydı (Türkiye), kimileri için ise kendi kamuoylarını tatmin edecek önerilerinin reddedilmemiş olması (ABD, Almanya ve Fransa)! Tabii küresel krizin söz konusu olduğu ortamda konferansın başarısının tek ölçütü vardı: Ülkelerin, hiç olmazsa bazı konulara, uzlaşabildiklerinin dünyaya gösterilmesi. Büyük Britanya'nın bu yöndeki çabası meyvesini verdi. Kutlamak gerek. Sonunda dokuz sayfalık bir liderler bildirgesi ve eki yayımlandı.

Devamı»